Yazasım geldi ve kendimi durdurmayacağım. Hele ki bozuk olmayan bir bilgisayar bulmuşken. Benden bunu bekleme. Boğazım ağrıyor. ÇOK AĞRIYOR. Öksürüyorum ama öksürmeyi seviyorum. Öksürürken garip bir şekilde haz alıyorum. Çünkü çok ses çıkartıcı ve düşünsene herkes birden bakıp 'geçmiş olsun cnmmm' diyor. Hoş. İnsanların tepkilerini seviyorum. Hapşırma taklidi yapıp kendime çok yaşa dedirtmek gibi. Zevk alıyorum ve bunu kimse yadırgayamaz öyle değil mi?
İstersem önüme gelene bağırabilirim. Ki bağırıyorum da. İsteyince. Ama bazen istiyorum ama olamıyor. Geriliyorum. Parmağımda oynattığım insanlardan olmayan insanlardan dolayı. Oynatılamayacak derecede baskın karakterli olmalarından değil ki bunun da baskın karakterlilikle pek ilgisi yok zaten. Sadece bir ortam eğer berbatsa, bok püsürden ibaretse o ortamda hiçbir değeri olmayan bir şeyin değerlenmesi gibi. Ben bok püsürün içinde kendini bir bok sanan bir bokum ve hiçbir değeri olmayan bokların hakkımda düşündüklerini umursuyor gibiyim. Bu beni geriyor. Kötü bir etken. O değerli gözüken değersiz insanları öldürmekle ilgili hayaller kurmadığım gün yok bu yüzden. Öldürmek değil de belki üzmek sadece. Üzülsünler. Sinirlensinler. Duygularının değişimindeki etkinliğimi görüp gülmek istiyorum uzaktan. Sessiz ve sinsice.
Öksürüyorum. Öksürürken boğazımın acımasından da zevk aldığımı farkettim. Hele o çıkan sesler. ÖĞĞHÖ.ÖHÖ. BAYILIYORUM.
İnsanların ortasında bayılmak istiyorum. Ama bok püsür olmayanlarının. Ya da. Emin değilim. Ölsem belki de. Hoş olur. Kalp krizi. Bir anda. Beklenmedik.
Beklenmedik her şey güzeldir bana kalırsa.
21 Aralık'da sınıftan dışarı çıkıp tam 13 11 de elektrikleri kesme isteğim de bundandı. Yapamadım.
OLMADI.
Kendimi zeki sanmalarım beni öldürüyor. Kendimi bir bok sanıyorum. Neden kendimi bir bok sanıyorum? Kendini bir bok sanan insanlara giydirirken megalomanlık yapmam hoş mu? Değil.
Neden kendimi zeki sanmama rağmen bazı şeyleri gerçekleştirecek o özgüveni o cesareti içimde hissedemiyorum?
Neden kendini zeki sanmanın tek ve çok iyi bir özelliğini kullanamıyorum?
Neden aptalın biri kendini zeki sanar?
Kendimi zeki sanmasaydım zeki olabilirdim düşüncesiyle hareket ediyorum.
Kendimi zeki sandığım için de zeki olmadığımı anlayıp zeki olmamama üzülüyorum aslında. Yine kendimi bir bok sandığım için zeki olmamama üzülüyorum. Bunu anlayabildiğimi düşünüp egomu tatmin ediyorum.
Kendimi sevmiyorum.
Ölmüş bu blog.
Ben de ölmüşüm aslında.
KOMİKLİK
YAPAMIYORUM
Çünkü kahkaha atarak güldüğüm şeyler
çok
ama
çok
düşük
şeyler
DÜŞÜK
ŞEYLERE
GÜLEN
BİRİNDEN
ESPRİ
YAPMASINI
BEKLEMEYİN
Çünkü
Bazen
Gülmemek için gülerken
Gerçekten
Gülmeye
Başlayabilirsiniz.
Ve ben saçma salak şeylere gerçekten gülmeye başladım.
HOŞ
DEĞİL.
HİÇ
HOŞ
DEĞİL.
Ama yine de. Her şeye gülmeme rağmen.
SANA
GÜLEMİYORUM.
Aslında gülüyorum. Daha çok gülüyorum. Aslında.
Ama bazen bir şeyini görüyorum. Moral bozucu olmasa bile
DAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAN
o zaman ben bile hiçbir şeye gülmüyorum
VE
BEN GÜLMEZSEM
KİMSE
GÜLMEZ.
der
çeker
giderim.
27 Aralık 2012 Perşembe
NÖÖÖÖÖÖ
Muhtemelen
hiç düşünmediğin ama hayata geçirdiğin aktiviteler üzerine kafa yoruyorum.
Onları bir şekilde kendiminkilerle bağdaştırıyorum çünkü gerçekten öyle
gibiler. Senin hiç anlayamayacağın bir şekilde senin düşüncelerini okuduğumu
sanıyorum. Düşünmeden yaptığın aktivitelerden çıkarıyorum bunu. Sanki sen yazılması
gereken bir raporsun ve ben senin üzerimde yapabileceğim her türlü araştırmayı
yaptım. Ki yaptım da. Gerçekten yaptım. Ama yine de o raporu yazamıyorum.
Elimde dolusuyla somut bilgi var ama mantıklı bir şekilde birleşmesi için
dolusuyla da ihtimal var. Ve bu ihtimallerden hiçbiri o raporun asıl amacına
uygun değil gibi. Hepsi çelişkili. Ben araştırmamı yaptım deyip çekilemiyorum
çünkü kaldıramıyorum. Eğer elinde birsürü bilgi varsa bunu kullanmak istersin.
Anlamalısın bu duyguyu. Bir koz. Ama ben kendimi durduramıyorum. Sanki
yetmezmiş gibi daha da çok bilgi toplamaya çalışıyorum. Elimde olmadan.
Çabalıyorum. Raporu hazırlamayı daha da zorlaştırıyorum. Aslında anket
çalışması uygulayabilirim. Tek kalan yolum bu sanırım gerekli rapor için. Ama
öbür yollarla edindiğim bilgiler anket çalışmasına güvenemeyeceğimi de
söylüyor. Asıl sebep bu da değil aslında. Böyle bir çalışma yoluna gidebilmek
için kendime güvenim yok. Yeterli değilmişim gibi geliyor. Oysaki yeterliyim.
Biliyorum. Çünkü ben araştırmamı yaptım. BEN RAPOR İÇİN ÖĞRENEBİLECEĞİM HER
ŞEYİ ÖĞRENDİM. Yine de zayıf bir rapor bu. Benimle ya da gayretimle değil de
raporla alakalı sanırım. Ya da rapor yanlış kişiye denk geldi. Şanssızın
birine. Belki de sadece ihtimalleri biraz fazla düşünüyorum. Belki de ihtiyacım
olan o ipucu aslında gözümün önünde. Belki kafamdakileri kağıda dökmeli
somutlaştırıp planımı uygulamalıyım. Aptal gibi hissediyorum. Anlayamazsın. Sen
hiç böylesine bir araştırmaya girmedin. Kafamda oluşan iki net ihtimal var.
Biri sinsi olduğun yönünde. Aslında o düşünmediğin aktiviteleri gerçekten
düşünüyor olabilirsin. Aslında benden ilham almış olabilirsin o aktiviteyi
gerçekleştirirken. Aslında hepsi düşündüğüm gibi olabilir. Küçük bir ihtimal
gibi. Keşke öyle olsa diyorum. Rapor neredeyse tamamlanırdı. Öbür ihtimal cidden
aptal olduğun yönünde. Yani yaptığın her şey tesadüften ibaret. Çünkü gerizekalısın
ve gözünün önündekileri göremiyorsun. Bu da uymuyor gibi. Aptal olduğunu kabullenemem
çünkü. Bir rapor aptal olamaz. Ki eğer bu ihtimal doğruysa o zaman bu raporu tamamen
silmem gerektiğini gösterir. Bunu kabullenebileceğimi sanmıyorum. Çıldırırım. Sana
zarar veririm bence o zaman. Kötü olur.
Raporu
sikeyim.
29 Kasım 2012 Perşembe
başlıksız
Uzuuuuun zamandır blog yazmıyorum. Evet. Ama yaşıyorum.
Yazılacak kadar önemli bir şeyler bulamadığımdan değil de artık o kadar da
umursamadığımdan sanırım. Moralim bozulunca oturup blog yazayım şu moral bozukluğuyla,
şu ilhamla ne de güzel olur ama demiyorum artık sanki. Ya moralimin bozulma
oranı arttığından bunu düşünemiyorum ya da artık yazı yazmak yerine ergen ergen
camdan bakıp gözlerimi zorla doldurarak sahte bir iki damladan sonra ciddi
ciddi hönkürerek ağlamak daha hoşuma gittiğinden. Bilemiyorum.
Diyeceklerimin hepsini
bir yazıda toplamak, rahatlamak, insanlara ve kendime olan kinimi kusmak
istediğimden bu yazı öbürlerine kıyasla daha boktan olabilir. Aldırış
etmeyiniz.
Efenim. Öncelikle söylemek
istediğim şey şu ki : BİR GRUBU BİR ŞARKIYI BİR SANATÇIYI BİR KİTABI BİR YAZARI
NE OLURSA İŞTE ÇOK SEVMEYİN. TAKINTI YAPMAYIN. LÜTFEN. Gerçekten. Gerizekalıca
olmasından çok çok ötede bir sebep yatıyor bunun altında. Örneğin senin o çok
sevdiğin çok çok sevdiğin grup cidden güzel grup. Şarkıları falan fena. Şimdi
sen gidiyorsun piçlik yapıyorsun millete. Sonra o piçlik yaptığın şahıs o grubu
dinlemek istiyor, çünkü grup cidden güzel. Ama sen o grubu çok sevdiğin için o
gruba karşı bir önyargı oluşuyor içinde. En mükemmel klibini izlerken o gruba
tapmak istiyor o arkadaş diyelim ki o grupla hönkürmek istiyor, klibin
güzelliğiyle kahkaha atmak istiyor. Ama sonra aklına senin o gruba karşı olan
takıntın geliyor. Bir anda kapamak istiyor o şarkıyı. Ne kadar neşeli olduğu fark
etmez o şarkıyı o videoyu kapatıp sana sövmek istiyor o arkadaş. Hoş olmuyor. Gruptan
soğuyor o zaman o arkadaş. Adam akıllı müzik zevkine uydurduğu tek tük
gruplardan birinden soğutma arkadaşını.
Yapma böyle. Tamam sev sevmesine ama sen çok çok bahsedince o gruptan
böyle oluyor. Sen çok çok sevme. Ya da gidip piçlik yapma insanlara.
Sevgilerimi sunuyorum sana. Keşke arabesk rap falan dinleseydin.
Hayal kurmanın berbat bir şey olduğundan daha önce bahsetmiş
olmalıyım. Hele ki kurduğunuz hayaller plana dönüşebilitesi olan hayallerse
işiniz vahim. Örneğin o hayalin bir mekanı olur, bir zamanlaması olur, bir
şahıs kadrosu olur. Ve bunlar son derece akla uygun durumlardadır senin
hayalinde. Sonra detayları olur, önemli detayları ama. Bunlar da
muhtemeldirler. Senin yapacağın şey ya da karşıdan gelecek hareket vardır bir
de. Bu da muhtemeldir. Eh sorun yok o zaman dimi? Değil işte öyle. Sen bu son
derece muhtemel şeyleri düşündüğün zaman bu muhtemel şeyler muhtemellikten
çıkıyor arkadaşım. Olası varsa da olmuyor sen düşündüğün için. Eğer mekan
tamamsa zamanlama olmuyor, zamanlama tamamsa o küçük ayrıntılardan biri
tutmuyor. Bir aksilik oluyor. Oysaki sen plan yapmasan hayal kurmasan olmayacak
böyle. Rastgele hareket etsen doğaçlama olsan biraz daha güzel olma ihtimali artacak. Hayal kurmayın.
Her şeyi tastamam olmadan plan da yapmayın. O her şeyinin tastamam olmasının
yolunu bulursanız bana da anlatın. Şu düşünce gücüyle her şey olur sen çok
düşün şeyleri ben de tamamen ters etki uyandırdı şu ana kadar. Ben ne
düşünürsem tersi oluyor. Üzülüyorum.
Güzel değil hiç.
Bu yıldan çok beklentim vardı. Gerek dersler, gerek
arkadaşlıklar, olaylar. Olmadı. Daha iki ay geçti ama diyebilirim olmadı diye.
Öyle görünüyor. Derslerimi bari düzelteyim ya. TMyim artık ama gerizekalı mıyım
o yüzden mi oluyor böyle? Delireceğim blogger. Çok moralim bozuk.
Bir de insanları anlamaya çalışmak olayının dibindeyim. O
kadar çok empati kurmaya çalışıyorum o kadar çok uğraşıyorum ki çözmeye kafayı
yedim artık. Burnunu kaşısa empati kurup sebebini araştırmaya kalkacak duruma
geldim. İnsanların çoğu anlaşılabilecek kadar aptal olduğu için pek sorun
olmuyor genellikle. Yine de anlayamayacağım insanlar olmamasını çok isterdim.
Ne bileyim kendileri anlatsalardı en azından bana. O kadar stalkerlığa rağmen
nasıl hala anlayamam onu da bilmiyorum.
Günlerim böyle anlamsız sahte sahte geçiyor. Sana çok güzel
ama önyargıyla yaklaşmak zorunda kaldığım bir grubun çok mükemmel bir klibini
atıyorum ve yazımı bitiriyorum. Öptüm kocaman.
30 Ağustos 2012 Perşembe
Başlıklar konusunda çok kötüyüm
Bugün de bozduğum bilgisayarım için ağlıyorum.
Şu bilgisayarım bozulduğu günler içerisinde içimden o kadar
çok yazı yazmak geçti o kadar çok yazı yazmak geçti ki anlatamam. Ama ne oldu
yazamadım. Çünkü niye, çünkü
bilgisayarım pencereleri sürekli alta indiriyor. Sonra İpek her zamanki gibi
ağlıyor tabii, başka yapacak şeyi mi var :(((((8 Gerçi düzeldi mi düzelmedi.
Ama ben onu artık böyle kabul ettim, sürekli tıklamak sinir krizi geçirmeme
sebep olmuyor artık. Klavyeme dondurma dökülmedi ama bu oldu, sanırım
birilerinin bedduası tuttu hanyyy ;)))99.
Sırf biri eleştirecek diye cümle kurmaktan bile çekiniyorum
bazen, sırf biri İngilizceme laf eder diye havasına İngilizce konuşan birine Türkçe
cevaplar veriyorum. Özgüven düşüklüğü mü bu bilmiyorum ama biri bana laf edecek
diye yapmadığım şey kalmıyor. Hele bir de o lafı duyunca bir alınıyorum, bir
tripler, bir ergenleşmeler falan. Eğer o lafı edenle o sırada yakınsam
triplerimle ağzına ediyorum bildiğin. Ama artık onu da yapamıyorum. Çünkü trip
yaparak ağzına etmeye de çekinir oldum. Böyle eleştirilince giriyorum mağarama
düşünüyorum kara kara ulan ne yetersizim diye. Çünkü neden? Çünkü poposu boklu aptalın teki bana laf etti.
Tabi İpek durur mu? Bunun için de
ağlıyor :((((88. Ağlamak lafı çok güzel. Ağlamıyorum ama kafama taktığımı dalgalı
bir yolla belli etmek için ya da kafama takmadığımı dalgalı bir yolla belli
etmek için, sonuçta dalgalı bir yolla bir şeyleri belli etmek için ağlıyorum
demek çoğoş. Bunu açıklamayaydım iyiydi. Konudan konuya atlıyorum yine,
farkındayım. Kafam çok dolu onun için muhtemelen.
İlişkiler çok abartılıyor. İlişkiler dediğim öyle sevgililik
falan değil. Yani arkadaşlıklar bile çok abartılıyor. Ben abartıyordum ya da.
Karşındakinin de bir insan olduğunu düşünmeden çok şey bekliyorsun sanırım. Ne bileyim
yok çok umursasın, yok gerçekten seviyorsa belli etsin. Ya da belki bir şeylere
tepki olarak yaptığı bir siklememezlikten hemen çıkarılan ‘ben tabi her şeyi
affederim, ben tabi her şeyde buradayım, tabi umursamıyor beni çünkü ben
enayiyim’ gibi bir yaftalama falan. Çünkü böyle diyince kendini ‘ben hep
iyiydim, hep düşünceliydim, o beni sikti ve ben de ağladım, acı çektim,dersimi
aldım’ gibi hissediyorsun. Kendimden
örneklerle konuşuyorum şu an, ben de böyle oluyor yani bu. Ama şu bir gerçek ki
acı çekmek herkesin hoşuna gidiyor. Herkes hissettiği en ufak şeyi dağ yaparak
anlatmaya bayılıyor. İnsanlar acı deyince ‘keşke hiç olmasa’ deseler bile
yaşadıkları acılarla övünüyorlar. O acılar olmasa ne yapacaklarını bilemiyorlar.
Keşke kötü bir şey başıma gelse de insanlar acısa bana, iyi davransalar; ben de
şöyle yapsam böyle yapsam gibi sikko düşünceler falan alıyor başını gidiyor.
Acı olmadan nasıl yaşanır bilmiyor hale geliyorlar. Ki bunun yanlışlığından
bahsetmeme gerek yok sanırım.
İnsan sürekli umursanmak istiyor, kendisiyle ilgili herhangi
birinin bir düşüncesini gösterdiği herhangi bir şeye ego bir kabarıyor, bir
kabarıyor ki sormayın. İnsan umursanmaya muhtaç. Umursanmadığında kalkıyor
sinirler havaya, öyle bir kalkıyor ki ne yapacağını bilemiyor. Yine acı çekiyor
gibi triplere giriyor. İnsan duyguları yüzünden kendini aptal konumlara
sokuyor. İnsan çok gerizekalı.
En ufak acıyı ‘ben bu acıyı uzun süre çekeceğim…….. ah ne
kadar yazık………’ gibi değerlendiriyor. Acı çekmekten hoşnut ama acı çekerken Hollywood
filmlerinde depresyona giren kızlar gibi rol yapmak hoşuna gidiyor. İnsan çok ergen.
O en başta anlattığım ‘düzeltilmekten, eleştirilmekten
korkma’ durumunda insan büyük bir etken oynuyor. Kendisi düzeltilse sinirleri
bozuluyor ama birisini düzeltmenin verdiği mutluluk hiçbir şeyde yok. Birisi
bir hata yapsa da düzeltsem, birisi bir hata yapsa da bir şey desem, birisinin
şu yanına bir laf etsem gibi istekler alıyor başını gidiyor. Yapınca
eleştirisini oh değmeyin keyfine. Seviştikten sonra sigarasını içerken yanında
uyuyan kadını izleyen adamdaki huzuru hissediyor içinde. İnsan fazla iğrenç.
İnsan bir şeye sinirlendiğinde, bir inat yaptığında hiç
bırakmayacağına o sinirinin hep içinde kalacağına, karşısındakinin bunu hak ettiğine dair
kendine yemin ediyor. Zaman geçiyor. İnsanın siniri geçiyor, bunun iyi bir şey
olduğunu biliyor aslında ama sinirinin geçmemiş olmasını istiyor.
Karşısındakinin bunu hak ettiğinden hala son derece emin çünkü. İnadını
bırakmak istemiyor. Karşıdakini özlediğini inkar ediyor. Çok özlediğini. İnsan
çok hırslı.
Ama insan benim.
Ama insan sizsiniz.
Azıcık duygusallı, ergenli, tespitli bir yazı oldu sanırım.
Okurken kustuysanız özür dilerim. Ama ben sizi yine de seviyorum canlarım :))9.
Bbbbbbbbb
12 Ağustos 2012 Pazar
Boş zamanlarımda İlay'a sövüyorum
Sıkıntıdan bir gün daha doğrusu gece içinde iki kez
yazıyorum. Biliyorum yapmamalıyım çünkü sonra bir ay boyunca bir daha
yazmıyorum ve düzenli yazmak daha iyidir her zaman için. Sanırım. Psikolojik
dengem için. Sıkıntıdan dedim ama aslında sıkıntıdan değil. Sinirliyim. İlay’a
sinirliyim. İlayı çok seviyorum sanırım, bir insanın en yakın arkadaşını ya da
öyle bir şeyini sevmesi gerektiğinden daha fazla. Yani demem o ki eğer sims
mantığıyla yaşasaydık şu an sims ilayla ‘woohoo’ yapmamıza bile izin verirdi.
Woohoo! Woohoo. Bunlar hep seks.
Neyse. Çok sinir oldum işte ben ona. Çünkü önemsenmiyorum,
önemsediğim kadar. En azından benim düşüncem bu ama o da böyle düşünüyor
dediğine göre. O benim başkalarıyla konuşurken onu umursamadığımı düşünüyor ve
ben de onun beni başkalarıylayken umursamadığını. Evet bu benim hatam ama yine
de sinir oluyorum işte yapacak bir şey yok. Aramız düzelirse bile kavga atmak
gibi bir adım atarak ilk adımımı yapmaya kalkışmıştım ben. Sonra anladım ki o
kavga edecek kadar bile umursamıyor, ve eğer kavga edersek ben muhalefet olup
İlay’ı haksız çıkarırmışım öyle olmadığı halde. Ben de peki dedim attığım ilk
adımı çektim sen bilirsin ilay dedim ne bok yersen ye dedim mutlusun zaten
böyle dedim ben de yazmam bundan sonra zaten dedim çektim elimi ayağımı. Çekmek
istemedim aslında ama öyle yapmam gerekti. O öylesini hak etti. Ben konuşmak
istedim ben onun bana çemkirmesini niye böyle yaptığını açıklamasını istedim.
Sinirlenmek istedim. Hatamı anlayıp üzülmek istedim. Özür dilemek istedim. O
istemedi, ne yapayım ki? Uğraşamam kavgayla dedi. Dediklerimi umursamadı
dalgayla cevap verdi. Eğer bir şeyler olacaksa da yok benden adım falan. Atsın
kendi adımını, madem böyle istemiyor kendi bulsun. Ki zannetmiyorum ki atsın
çünkü çok eşsiz bir insan değilim yani bilmiyorum. Umursamaz sanırım. Evet,
böyle buna inandırmak istiyorum kendimi. Önemsenmek falan istemiyorum ben
çünkü. Haketmiyorumdur belki de. Sinirlerimi bozdu. Bozmasın. Of. Ergenleştim
ben ya. Aşık mıyım amk bu ne yani siktiğimin İlayıymış. Yeter ha. Bok yesin
sürtük. Tamam.
Bu arada bu İlay bundan önceki bir yazıda ismi geçen
Karküresi diye tanıttığım şahıs. Nickname’e falan gerek yok amk zaten okuyanım
da yok. No problem.
Gerçi bir şey daha oldu. Ama onu bu kadar açık anlatamam
sanırım. Yani oldu mu onu bile bilmiyorum. İşte garip oldu yani. Hani bazen
olur ya anlayamazsın ne hissettiğini. Öyle oldu. Açıklamalı mıyım ki? Kendimden
bile utanıyorum sanırım. Bilmiyorum işte.
Açıklamıycam. Eğer bir şeyin olmamasını istiyorsanız o şey
olmamış gibi davranın bir süre sonra o şey olmamış gibi olur. Ki zaten içimde
yaşadığım ve yaşanmasına benim sebep olduğum aptalca bir şey bu ve eminim bu
mantıkla yok edilebilir. Çok önemli şiddetli bir his de değildi zaten. Hafifti.
Garipti işte.
Bir daha şu Kinderimsi işlere girmek istemiyorum. Kimseden
hoşlanmak falan istemiyorum. Çok saçma çok gereksiz işler. Kimseye ihtiyacım
yok ki benim. Girmiycem. Okullar açılınca da Kinder denen veleti kanka yapıcam
kendime. Başka bir şey istemiyorum zaten. Sanırım.
Hem niye hep ben platonik oluyorum amk. Bıktım artık şu
durumdan. Niye ben hoşlanan tarafım. Hoşlanan taraf zayıf taraftır. Seven,
kaybeder işte. Gitsinler benden hoşlansınlar amk. Ala ala yaaaa……
Ben olsam ben de benden hoşlanmam ki. Neyin kafasındayım
acaba? Yani aslında muhabbetim falan var sanırım, tipim de bakılmayacak kadar
kötü sayılmaz. İnsana benziyorum diye düşünüyorum. Ama yeterli değil galiba.
Olmayınca olmuyor işte. Olmasın zaten.
Ne işim var ya? Gereksiz.
Ama çok sıkıldım. Belki komikli bir arkadaş çevrem olsa
bunlar olmazdı. Belki hep o yüzden böyledir.
Çok yalnızım lan.
Moralim daha da bozuldu. Ne boktan bir yazı oldun sen ya?
Neyse.
Bbbbbbbbbbbbbbbb
_________________________________________________________
-----çok çok ergence çok çok overly attached çok çok iğrenç çok çok abartılı çok çok çirkin yazı. okunması bu kişi hakkında kötü düşüncelere sahip olmanıza sebep olabilir------
Yeni yazı yazı yazacaktım ama üç yazı yaparak abartmak istemedim. Ama yazmalıydım çünkü moralim çok çok çok bozuldu. Aslında bozulmaması gerekiyordu ama bozuldu. Umursamam gereken insan sayısı çok kısıtlı olduğu için sanırım umursamam gereken herhangi birini haddinden fazla umursuyorum. Ama nefret ediyorum. Nefret ediyorum. Twitter'ını unfollowlamıştım milletle konuşmasını ve aşık olduğu çocuk -yazıqqqqqq- la ilgili tweetlerini daha fazla görmek istemediğim için. Ya da sosyalleşmesini. Tam bir overly attached friend'im evet. Ama giriyordum yine de sürekli, bakmak için ne yazdığına. Yazıyı yazdıktan sonra tekrar girdim. Belki kavga sırasında yazmıştır xdxd diyerek. Yazmamasını bekliyordum tamam. Ama, kavga ederken orada gidip o gerizekalı çocuğa tweetler atmış. Yani sürekli ismini vermeden tweetler attığı biri var onun işte ona. Amk. İnsanın hiç mi umrunda olmam ya? Biliyorum bilerek yaptığını ama artık istemiyorum. Seninle mi uğraşıcam ya. Uğraşmıycam. Sinir oldum. Cidden sinir oldum. Aptalaptatpatplpatltplpatlatpaktpatkt..... Üzül o çocuğa çünkü seni siklemiycek. Çünkü o kadar büyük bir egon var ki, o kadar kendini bir şey sanıyorsun ki. Yok gizli mesajlar yok bir şeyler. Uğraş sen. Evet. Çünkü o egonun zararlarını görmeyi hakediyorsun bence. Egon değil de odunun tekisin amk. Bildiğin odunsun. Niye umrunda olmak istediğim benim gerizekalılığım sana aşıkmış gibi davranıyorum biliyorum ama bu ne amk ya? Bu ne? Ben kinderden bahsederken diyordun ki yok habire onu diyorsun yok şöyle. Amk. Sen daha betersin. Twitterda iltifat edip egonu kaldıradursunlar. İlla ki bir şekilde bozulacak ki moralin. Sürekli mutlu kalamazsın. Ve moralin bozulduğunda da yine kendini kesiceksin. Zaten sen bana anlatmazsın. Niye umrunda olmadım ki senin hiç ya. Niye yani? Kendini kesmek yerine birini anlatmak daha kolay diye düşünüyordum ama tabi senin için öyle değil tabi. Sen farklısın. Özelsin. Çünkü sen çok zekisin dimi? Tebrik ederim. Çok sinirliyim sana. Bunu okumayacağını biliyorum evet. Umrunda değilim onu da biliyorum. Ve tam bi loser'ım bunu da çok iyi biliyorum. Kahretsin. Teşekkürler ama.
İyi geldi.
Bokumu ye.
Aptal egoist bencil sürtük.
Çok ergenim.
Çok overly attached'ım.
Teşekkür ederim.......
-----çok çok ergence çok çok overly attached çok çok iğrenç çok çok abartılı çok çok çirkin yazı. okunması bu kişi hakkında kötü düşüncelere sahip olmanıza sebep olabilir------
Baybaybaybayaybyabyabyabaybayabyabayabaybayabyab
_________________________________________________________
-----çok çok ergence çok çok overly attached çok çok iğrenç çok çok abartılı çok çok çirkin yazı. okunması bu kişi hakkında kötü düşüncelere sahip olmanıza sebep olabilir------
Yeni yazı yazı yazacaktım ama üç yazı yaparak abartmak istemedim. Ama yazmalıydım çünkü moralim çok çok çok bozuldu. Aslında bozulmaması gerekiyordu ama bozuldu. Umursamam gereken insan sayısı çok kısıtlı olduğu için sanırım umursamam gereken herhangi birini haddinden fazla umursuyorum. Ama nefret ediyorum. Nefret ediyorum. Twitter'ını unfollowlamıştım milletle konuşmasını ve aşık olduğu çocuk -yazıqqqqqq- la ilgili tweetlerini daha fazla görmek istemediğim için. Ya da sosyalleşmesini. Tam bir overly attached friend'im evet. Ama giriyordum yine de sürekli, bakmak için ne yazdığına. Yazıyı yazdıktan sonra tekrar girdim. Belki kavga sırasında yazmıştır xdxd diyerek. Yazmamasını bekliyordum tamam. Ama, kavga ederken orada gidip o gerizekalı çocuğa tweetler atmış. Yani sürekli ismini vermeden tweetler attığı biri var onun işte ona. Amk. İnsanın hiç mi umrunda olmam ya? Biliyorum bilerek yaptığını ama artık istemiyorum. Seninle mi uğraşıcam ya. Uğraşmıycam. Sinir oldum. Cidden sinir oldum. Aptalaptatpatplpatltplpatlatpaktpatkt..... Üzül o çocuğa çünkü seni siklemiycek. Çünkü o kadar büyük bir egon var ki, o kadar kendini bir şey sanıyorsun ki. Yok gizli mesajlar yok bir şeyler. Uğraş sen. Evet. Çünkü o egonun zararlarını görmeyi hakediyorsun bence. Egon değil de odunun tekisin amk. Bildiğin odunsun. Niye umrunda olmak istediğim benim gerizekalılığım sana aşıkmış gibi davranıyorum biliyorum ama bu ne amk ya? Bu ne? Ben kinderden bahsederken diyordun ki yok habire onu diyorsun yok şöyle. Amk. Sen daha betersin. Twitterda iltifat edip egonu kaldıradursunlar. İlla ki bir şekilde bozulacak ki moralin. Sürekli mutlu kalamazsın. Ve moralin bozulduğunda da yine kendini kesiceksin. Zaten sen bana anlatmazsın. Niye umrunda olmadım ki senin hiç ya. Niye yani? Kendini kesmek yerine birini anlatmak daha kolay diye düşünüyordum ama tabi senin için öyle değil tabi. Sen farklısın. Özelsin. Çünkü sen çok zekisin dimi? Tebrik ederim. Çok sinirliyim sana. Bunu okumayacağını biliyorum evet. Umrunda değilim onu da biliyorum. Ve tam bi loser'ım bunu da çok iyi biliyorum. Kahretsin. Teşekkürler ama.
İyi geldi.
Bokumu ye.
Aptal egoist bencil sürtük.
Çok ergenim.
Çok overly attached'ım.
Teşekkür ederim.......
-----çok çok ergence çok çok overly attached çok çok iğrenç çok çok abartılı çok çok çirkin yazı. okunması bu kişi hakkında kötü düşüncelere sahip olmanıza sebep olabilir------
Baybaybaybayaybyabyabyabaybayabyabayabaybayabyab
Sevgililerim. Nasılsınız?
Söz vermemem gerektiğini tekrar ve tekrar belirtiyorum. İnsancıllaştırdığım kendimi yaşadığına düşüncelerinin olduğuna
beni anladığına inandığım defterler, internet siteleri, bloglarım var ve bu
zaten psikolojik olarak iyi bir yerde olmadığımın bir ispatı ancak sorun bu
değil. Normal arkadaşlarım olmadığı olsa bile çok çok az miktarda olduğunu yani
demem o ki asosyalin teki olduğumdan insanlarla konuşmak yerine bloglarla
konuşup, insanlara sözler vermek yerine bloguma söz verdiğimden ve sonra blogun
konuşma kabiliyeti olmadığı için bir iki gün sonra onu unuttuğumdan ve ve –sonunda
cümlenin sonuna geliyorum- dolayısıyla verdiğim sözleri tutamadığımdan söz
vermemeliyim. Vermemeliyim yani.
Bak mesela günlüğüme her yazdığımda diyorum ki GÜNLÜĞÜM SÖZ
SANA YAZCAM BUNDAN SONRA HER GÜN YAZCAM HER GÜNÜMÜ ANLATÇAM ARTIK ASOSYAL DE
OLMUYCAM HER ŞEY SÜPER OLUCAK MÜKEMMEL OLCAK ÇOK ÖZÜR BB. Sonraki yazdığım
tarih 2 ay sonra oluyor ve onda da
aynısı yazıyor. Çok acı bir durum. Evet, farkındayım. Sanırım ağlıyorum
arkadaşlar bi sn…….
Neyse işte. Ama çok sıkılınca. Çok çok sıkılınca. Ve sürekli
konuştuğun arkadaşların bile artık seni silkememeye ya da bu fiili kullanmamaya
çalışmamı varsayarsak umursamamaya başlayınca. Böyle o hayali yarattığın
bloglara, o ruhlara ihtiyacın oluyor. Diyorsun ben bir yazayım, bozmayım
moralimi ben yazayım. Çünkü gerçek olmayan şeyler moralini bozamazlar. Moralin
bozulmazsa hayat pembe olur. Onun içindir ki günlüğümü çoğu insandan daha çok
seviyorum. Günlüğüm yırtılırsa bir insanın ölümünden daha çok üzüleceğim
anlamına gelmiyor bu sevgili blogum ve sevgilim okuyucular, yanlış anlamayınız.
Çünkü beynimde farkında olmadan yarattığım o garip düşünce beni o günlüğün bir
ruhunun olduğuna ve bu ruhun sayfalar yırtılırsa günlük yanarsa kül olursa bile
o ruhun kalıp benimle arkadaş olacağına inandırdı. Aslında o günlük benim. Yani benim günlüğüm anlamında demedim. O
günlük ben’im. Onun için diyorum ya kendimden bir tane daha olsa hayat boyu
üzülmem işte. Onun için kafamda olmayan kişiler yaratıyorum. Sorunlu değilim.
Yani bence değilim. Belki öyleyimdir. Zaten artık garip olmanın iyi olmak demek
olduğu düşünüldüğünden garip olsam da sorun yok. Hollywood’un gariplikleri öven
filmlerinden mi yoksa yeni neslin gerizekalılığından mı bilmem ama gariplik
harbi çok iyi bir şey gibi oldu. Garipliği ben de çok sever oldum. Biri bana
garip dedi mi seviniyorum öyle garip bir durum. Garip olmayın arkadaşlar
gariplik iyi bir şey değil. Ben bunun da üllümünütünün oyunu olduğunu düşünüyorum
o derece kötü bence. Hem çok günah cehennemlerde yanarsınız muazallah geçen gün
bir arkadaşım arkadaşının arkadaşından duymuş garip olanların poposuna ateş
sokuyolarmış cehennemde…… … Yani çok
kötü. Nereden nereye geldim.
Neyse işte size ne anlatmam gerekiyor bilmiyorum. Anlatacak
değerli şeylerim yok sanırım o yüzden oluyor bunlar. Bir ay önce Sweney Todd'dan bahsetmiştim ya hani. İki haftadır nedense ona taktım. İlk izlediğimde öyle bir şey olmamıştı mesela ama sonra birden dilime dolanan şarkıyı farkettim falan felan. Nete girdiğimde The Worst Pies In London’un lyricsli videosunu açıp
bağıra bağıra söylemezsem uyuyamıyorum mesela. Çok güzel ama o şarkı. Dinleyiniz
efenim.
Broadway versiyonu da çok güzel. Babannem olmasını istediğim bir kadın oynuyor Mrs. Lovett'ı. Yerim.
Sonraaa, bir hafta tatile gittim ve iğrenç bir şekilde bronzlaştım. Kapkara oldum. Buğday tenli bir tipim zaten ve esmerlikten nefret ederim oldum olası. Şimdi bildiğin kapkarayım ağlıycam sanırım….. Bir de Marmaris’e gidicez bayramda. Sonum ne bilmiyorum. Zenci olup çıkıcam galiba.
Sonraaa, bir hafta tatile gittim ve iğrenç bir şekilde bronzlaştım. Kapkara oldum. Buğday tenli bir tipim zaten ve esmerlikten nefret ederim oldum olası. Şimdi bildiğin kapkarayım ağlıycam sanırım….. Bir de Marmaris’e gidicez bayramda. Sonum ne bilmiyorum. Zenci olup çıkıcam galiba.
Bir de tumblrlılara küfredip bir sürü küfürlü sorudan sıkılıp
blogumu kapatmamdan bir hafta sonra tumblr buluşması teklifi almam çok kötü
oldu. Tumblrlılardan evet nefret ediyorum. Evet, tumblrlıların hepsi beyinleri
nutellayla kaplanmış ve Paul McCartneyle sevişmeyi hayal etmekten başka bir
amacı olmayan gerizekalı insanlar. Ama … amaa… Olum asosyallikten nereye
gidicem bilmiyorum. Sırf asosyal olmayayım diye bu yıl dersaneye başlamayı bile
kabul ettim. Ama yaz geldi ve yine asosyalim. Nefret ediyorum lan. Yaşadığım
şehirde adam akıllı arkadaşım yok resmen. Hepsi şehirdışı ve şu an en yakın
arkadaşım dediğim insan bile umursamıyor beni. Asosyallikten ölücem bildiğin.
Yani bilmiyorum. Tumblr’ımı asla geri açmam ama o buluşmaya gitmek istiyor
içimde o asosyalliği yenmek isteyen taraf. Gerizekalı da olsa insanlarla
kaynaşmanın neresi kötü olabilir ki? Sokağa çıkmaktan korkmak, alışverişe
gidince mağaza görevlisinin yaklaştığını görüp kaçmak istemiyorum artık.
Özgüven istiyorum konuşabilecek cesaret istiyorum canım sıkıldığında dışarı
çıkabilmek istiyorum. Çok mu şey istiyorum amk ya. Belki de bir süre bunlardan
nefret etmemden kaynaklı bu durum. Çünkü insanlardan gerçekten nefret ettim.
Hiçbirini sevmiyordum hiçbirini. Ama artık kabullenmek istiyorum sanırım onları.
Onlarla çok yakın olmam belki ama sadece kendimle vakit geçirmekten çok
sıkıldım. Okullar açılsa bile daha iyi olacak sanırım en azından bir iki
kişiyle internet dışında bir ortamda konuşma imkanına sahip olurum. O imkana
sahip olma düşüncesi bile iyi geliyor şu an. Ve o tumblr buluşmasına gidip
hepsiyle taşak geçmek istiyorum. İşin kötü yanı da beni davet eden o okuldaki kişiyle
dalga geçeceklermiş gibi bir his var içimde ve bunu yaparlarsa cidden giderim
ordan. Sebebi de şu ki baktım o buluşmaya gitme olasılığı olan şahıslara hepsi
bildiğin kendini modern sanan bidıls seven ama castin dinleyen ve de böyle…
sevgilisi onu terk edince ağlayan tipten insanlar. Böyle insanların siyaset
konusundaki düşüncelerini bilirim. Daha doğrusu şöyle diyim bir şey bilmezler
ama bazı kalıpları vardır ve o kalıplara uymayan insanlar biter onlar için. Bir
şey bilmezler ama ortada bağırırlar ŞUNU TUTUYOM AĞAĞAĞA ATATÜRKÇÜYÜM diye.
Atatürk’e Atatürk’ün görse utanacağı bir şekilde taparlar. Kötüdür onlar. Benim
dediğim arkadaşım da işte ailesi muhafazakar biri. Kapalı kendisi ve siyaset
hakkında o da pek bir şey bilmiyor. Sadece onun da kalıpları var sanırım aşmış
biraz oraya uyum sağlar kesinlikle ama öbür iğrenç insanlar nasıl bir tepki
verirler bilmiyorum. İki tarafı da sevmiyorum. Siyaseti de sevmiyorum.
İnsanların olduğu bir yerde barışın olamayacağını ve savaşın cinayetin pis
şeylerin her türlü olacağını kabullendim sanırım ve şu an John Lennon Reyizin
tumblr klişesi olmasına rağmen güzel kalan nadir şeylerden olan Imagine
şarkısının içeriğindekilerden başka bir şey istemiyorum. Ve bu mümkün olmayacak
onun için din hakkında siyaset hakkında konuşmanın ne yararı var ki? Hippi olup
bir ömür boyu ot çekip karavanla gezerek mutlu bir şekilde yaşamak bence bu
aptalca şeyleri konuşarak tüm ömrü harcamaktan daha zevkli. Bilmiyorum işte.
Tumblr buluşmasına gidersem de yanıma birini daha alıcam sanırım. Olmadı gitmem
zaten nefret ediyorum tumblrdakilerden. Dersaneyle de sosyalleşebilirim diye
umuyorum. Asosyal olmaktan nefret ediyorum…….. Bunun sebebi benim biliyorum ama
yine de nefret ediyorum. İnsanları sevmemek kötü bir şey ve ben insanları
sevmiyorum. Gördüğüm herkese karşı bir önyargı besliyorum ve tanıdıkça önyargılarımın
haksız olmadığını anlıyorum. Okuldan bu yıl arkadaş edinebilmem bile çok
şaşırtıcı bir olay çünkü ben geçen yaz tüm yıl yalnız gezicem ağağağ diye
ağlıyordum. Ama edindim işte. Hepsi ergen bana göre, hiçbiriyle tam anlamıyla ‘arkadaş’
olamam ama yine de kendi kafamda yarattığım bir varlık olmaması daha
iyi sanırım. E diyorsan neden onlarla takılmıyorsun işte beğenemiyorum.
Gerizekalıyım ben biraz. Kendini beğenmiş biri değilimdir ama hala aradığım
arkadaş çevresini bulamadım. Şu sürekli kızkıza gezen ve boş vakitlerinde
erkekleri konuşup kıkırdamaktan, sevgili yapmaktan başka bir işi olmayan
insanlardan nefret ediyorum. Onlardan biri olmam. Olmak istemiyorum. Eğer
okuldakilerle takılırsam sonum bu olacak bence. Takılmam onun için. Zaten bana
göre kızlardan iyi arkadaş da olmuyor, demek istediğim en azından bizim
okuldaki tüm kızlar yukarıdaki mantıkla hareket eden tipler. Okulda kafa olan
iki üç tane kişi varsa hepsi de yukarıdaki tiplerden dolayı karşı cinse
sevgiliden başka bir gözle bakmazlar sanırım. İğrenç işte. Erkek gibi olmayı
planlıyorum onun için bu yıl. Zaten 9gag ya da 4chandeki erkekler böyle kızlar
böyleli postlara bakılırsa erkek gibi yaşayıp erkek gibi düşünüyorum ama tipim
ergen bir kız gibi duruyor galiba. Saçlarımı falan kestirmek istiyorum aslında
da öküz gibi saçım olduğu için aslan yelesine dönerler diye korkuyorum,
yapamıyorum. Ki dönmüşlerdi çocukken bir kere denediğimde kestiremem onun için.
Aman. Dik falan durayım ben ve azıcık özgüven edinip bir şeyler yapayım bence.
Asosyallik……..
Eğer buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim çünkü çok
saçma şeyler yazdım ben yine.
Sizi seviyorum canlarım ve şöyle bir gerçek var ki:
Blogger > Öbür siteler
Öptüm.
5 Temmuz 2012 Perşembe
Bence yazılara başlık bulmak çok saçma.
Şu günlerde Torrent’ın dıdısını dıdıyorum. Bilgisayarımda yer falan kalmamış hatta.
Bilmiyorum napıcam. Bu bilgisayar da külüstür zaten. Demem o ki işim çok zor a dostlar *derdini
anlatan kocakarı tınısıyla*
Neyse efeniiim, sözde ilgileneceğim bloguma yazı yazmak için
konu bulmak, yazı yazmaya yeltenmeye uğraşmak gibi aktivitelerim dışında pek
bir katkım olamadı henüz. Bunlarda da başarısız olduğuma göre yapacak bir şey
yok. Ben de dedim bari hayatımı anlatayım, düşüncelerimi yaptıklarımı
anlatayım, iyice soğusun okuyanlar –ki zaten yok gibi bir şeyler- ben de
rahatlayayım. Yok ya öyle demedim de ne bileyim dedim işte bir şeyler. Yazı
yazmam gerekiyor sonuçta ve ortaya çıkacak şey illa ki bunlarla ilgili olacak
zaten. Yani bunları açıklamamın aslında ne size ne de bana bir faydası dokunmuş
oldu.
Öncelikle şu günlerde internetim çok sorunlu, bakım mı ne
varmış işte abartmıyorum dakikada 2 kez gelip gittiği bile oldu. Öyle garip,
sonuçta benim internetim yani.
Garip demişken bir de şunun farkına vardım ki artık ‘garip’
pek de hakaret içerikli bir söz gibi değil. Garip sözcüğünü ben hep sevmişimdir
ama artık herkes seviyor, ya da herkes hep seviyordu da ben yeni fark ettim.
Ama bir de şöyle bir şey var ki şu televizyonda izlediği dizilere falan
özeniyor insanlar. Orada farklı olup öne çıkan insanların özelliklerinden biri
olduğu için ‘garip’ olmak, insanlar da garip olmak istiyorlar, garip denilince
mutlu oluyorlar. Onun için herkeste bir marjinal olma çabası var sanırım.
Farkında değiller ki marjinal olmaya çalışırken marjinal olmaya çalışanlar
olarak bir farklılık meydana getiremiyorlar. Sorun ‘çalışmak’ işte. Bir insan
bir özelliğini yokken var etmeye çalışamaz. Bir insan aptalken kendini zeki
gibi gösteremez. Bir insan eğer o taklit ettiği kişi değilse o olamaz. Bir
insan sırf homofobiklere karşı olduğunu belli etmek için her ne kadar gördüğü
her gay olduğu sanılan erkeğe gülse de modern görünmek amacıyla cinsel
tercihinin biseksüellik olduğunu söyleyince biseksüel olamaz. Bir insan her
başı belaya girdiğinde, her bir şeye ihtiyaç duyduğunda, her kötü hissedip her
şeyin iyi olmasını dilediğinde dua ettiği halde farklı olmak ve ilgi çekmek
için ateistim dediğinde ateist olamaz. İnsanlar bunu anlamıyorlar. İnsanlar
kendileri olmanın marjinal olma çabası içinde olmaktan katbekat daha iyi
olduğunu fark edemiyorlar.
Gerçi şöyle de bir şey var ki ben kimim ki bunları size
anlatıyorum. Sadece böyle düşünüyorum ben, artık birileri yapıyor diye her şeyi
yapacak hale geldik. Ve bunu yaparken bir de farklı olduğumuzu zannedip bir
havalara bir havalara giriyoruz ki sormayın. Bu şey gibi sanki, mağaza
görevlilerinin CEO’ymuşçasına havaları vardır ya hani. Ben korkarım mesela
onlara gidip bir şey sormaya ya da şunu şunu arıyorum demeye. Sadece bana mı bu
bilmem, her neyse. İşte aynı onun gibi bir şey bu, hiçbir şeyin yokken her
şeyin varmışçasına triplere girmek ya da her şeyin varken hiçbir şeyin
yokmuşçasına. İnsanlar elindekinin farkında değil. Aklıma Ersin Karabulut’un
bir karikatürü geldi bununla ilgili, herkes yapıyor diye bir şeyler yapmak
yanlış olduğunu unutmaya çalışıp doğrularını değiştirmekle. Durun bulursam
atıcam.
Ki bulamadım o karikatürü. Ama şöyle bir şeydi, şimdi aile
var bir tane, ailedeki çocuğun okuluna yüzsüz bir çocuk geliyor. Ama yüzsüz
derken gerçek anlamda yüzü olmayan bir çocuk böyle suratı topraktan falan
herkes çok şaşırıyor aa yüzsüz derken bu yüzsüzlerin sayısı baya artıyor.Bir
süre sonra insanların yüzleri başta hastalığımsı bir şeyden kururken artık
insanlar kendi yüzlerini kurutmak istemeye başlıyorlar bu yüzsüzlere benzemek
için. En son televizyonda yüzsüzler ünlü oluyor derken herkes yüzsüz olmaya
başlıyor bizim aile ama hala direniyor yüzsüzlüğe karşı. En son anne isyan ediyor
işte insanların yüzüne bakamıyorum falan çünkü başta kötü gruba giren bu kitle
artık herkes olmuş oluyor ve de bu kitlenin içindekiler artık yüzü olan
insanlara acır gözle bakmaya başlıyorlar. Ve ailemiz de devletin dağıttığı yüz
döken spreylerden sıkıyorlar en sonunda ve yüzsüzlüğe kavuşuyorlar. Ama son kez
çocuk aynaya bakarken düşündükleri çok düşündürür. Tam yazamam ama şöyle bir
şey diyordu çocuk içinden : “Son kez
aynaya baktım. O an gözlerim sanki güzelmiş gibi geldi. Ama sonra dedim onlar
öyle diyorlarsa, değildir herhalde. Spreyi sıktım”
Neyse tamam çok konuştum bu konu hakkında. Ama karikatür çok
güzeldi. Zaten bu hafta yani geçen haftanın uykusuzunu da kaçırdım. Pöf ya.
Dışarı da çıkamıyorum ki alayım, karikatür kitaplarından aldıracaktım bir de
anneme, yalan oldu hep. Dışarı çıkamıyorum çünkü çok korkuncum. Böyle kaşlarım
suratım bakışlarım falan. Evin içinden çıktığım saniye sanki gözlüklü adamlar
üstüme atlayıp “O bu dünyadan değil, hatta başka bir evrenden.” diyecekmiş gibi
ve o an bana bakan insanlar buna inanmaktan başka bir çare göremeyecekmiş gibi
geliyor.
Bir de şu sıralar aşırı bir şekilde mısır aşeriyorum. Böyle
durup dururken mısırlı hayaller kuruyorum falan. Anlamıyorum kendimi ben.
Oğlum bir de millete öküz,odun falan diyorum da öküzün alasıyım haberim yok. Görmüyorum görmüyorum bazı şeyleri bir de umursadığım halde umursamıyormuş gibi davranıyorum arada falan çok kötü lan..... Kendime not: İnsan ilişkileri konusunda dikkatli ol. Evet. Bir de size not: paragrafları bağlayamayışıma bakıp sövmeyin nolur :(
Oğlum bir de millete öküz,odun falan diyorum da öküzün alasıyım haberim yok. Görmüyorum görmüyorum bazı şeyleri bir de umursadığım halde umursamıyormuş gibi davranıyorum arada falan çok kötü lan..... Kendime not: İnsan ilişkileri konusunda dikkatli ol. Evet. Bir de size not: paragrafları bağlayamayışıma bakıp sövmeyin nolur :(
The Walking Dead’i izliyorum bir de baya baya diyerek dalıyorum çünkü anlatasım var. Favori
karakterim de Daryl. Ha bir de Asyalı çocuk var adını öğrenemediğim. Ama bir
Daryl değil. Çocuk öyle bir şey ki böyle hem çok iyi hem kaba hem samimi. İyi
insanları severim evet ama genellikle iyi insanlar yapmacıktırlar. Çünkü
herkesin içinde şeytani şeyler yapmak isteyen biri vardır ve iyi insanlar bu
yokmuş gibi davranırken dürüst olmadıklarından aslında iyi olmayan konuma
geçerler gözümde. Daryl öyle değil işte. O çok kaba ve de çok iyi olmadığı
sevilmemesinden belli biri. Ama o kadar iyi ki. İyiliğini geçtim oradaki yaşlı
kadınla konuşması dışında her şeyi çok çekici. Zombileri aşırı güzel öldürüyo
mesela. Bir zombi çıkıyor bunların karşılarına hepsi bir şokta anaaaaaaa zombi
lan napıcaz havalarındalar Daryl geliyor sikerim seni piç diyor sıkıyor
gidiyor, İpek de yerlere yatıyor xd. Bir yaşlı kadın var kızı zombi oldu kaldı
dımdızlak o yavşıyordu buna. Ulan kadın yaşına başına bakmadan,a yıp ediyorsun
lan. O da terslemiyor kadını pek gerçi geçenlerde stupid bitch falan dedi ama
yetmiyor bana. Ana avrat sövmesi lazım ki gitsin o yılışık sürtük. Böğğ.
Sonracığıma efenim iki tane Tim Burton filmi izledim. Big
Fish ve Sweney Todd The Demon Barber of Fleet Street. Evet yapıştırdım da attım
o nasıl bir isimdir lan? Eternal Sunshine of The Spotless Mind’a laf ederlerdi
bir de. Onu ezbereyim oysa ben. Neyse işte Big Fish’in zaten son yarısını
Cnbc-e sağolsun izlemiştim televizyonda. Ama en baştan tekrar izlemek çok güzel
oldu. Çünkü çok güzel bir film. Anlatılan hikayeler, o saflık, samimilik. Güzel
şeyler bunlar. Hayaller falan. Big Fish’i zaten benim burada anlatmama gerek
yok bence. Ama asıl anlatmak istediğim o uzun isimli film. Tim Burton’ın
filmlerinde hani böyle bir korku hissedersiniz, bir tırsma olur, bir tutku olur
ama aynı zamanda. Gariptir genelde Tim Burton’ın filmleri. Big Fish pek öyle
değildi işte o yüzden mi bilmem çok güzel bir film olsa da aynı etkiyi
yaratamıyor Demon Barber of The Fleet Street’le. Ölü Gelin filmini izlemiştim
ben, animasyon ve onda da vardı o korku. Alice Harikalar Diyarında da sonra.
Dediğim filmde de aynı elektrik aynı tutkuyu alıyorsunuz. Yapılan iğrenç
şeyleri o an umursamıyorsunuz ki zaten Johnny Depp dediğimiz yaratığımsı insan
öyle bir hissettiriyor ki o yaşanılanları. Anlamıyorum yani. Helena Bonham
Carter da çok iyidir tabii, yerler.
Yazımı koyacağım Barbie resimleriyle bitirmek istiyorum.
Biliyorum ki Barbie’lerim çok seksiler. Evet efenim üşenmeyip okuduysanız
öpüyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)