11 Nisan 2012 Çarşamba

Giriş yazısı

Açıkçası, blogspotta tekrar ve tekrar yeni bir blog açıp bir şeyler yazma hevesinin bir anlığına gelmesi pek de garip bir olay değil.

Çünkü bilirsiniz, ben maymun iştahlı biriyim. Baya bir. Sürekli sürekli çok güzel şeyler hakkında planlar kurarım ama bu planları kurduğum yerler genellikle bu planları gerçekleştiremeyeceğim yerler olur. Mesela Pucca Günlük gibi hayran olduğum bir blog ve yazar mı desem artık nasıl hitap etsem bilemediğim bana ilham daha çok da heves getiren blogcu gibi bir blog açma hayali kafama ders çalışırken girmişti. Ve o an kalkıp blog açarak bir yazı yazmaya başlarsam annem kafamı koparabilirdi.

Ya da ne yapacağımla ilgili düşünceler, her konuda her şeyle ilgili planlarım genellikle tuvalette gerçekleşir. Ve tuvalete bıraktığım dışkıyla beraber o hayali de sifonla lağıma yolluyorum maalesef.

Uyurken de olduğu oluyor bazen. Yani o uykuya dalmadan hemen önceki bazen çok tatlı bazen çok tatsız anlarda. Öyle hayaller kuruyorum ama sabah kalktığımda o hayallerle ilgili kafamda hiçbir şey kalmıyor.

Ve ne oluyor biliyor musunuz? Sadece zaman geçiyor. Hayal kurmanın iyi bir şey olduğunu şiddetle savunabilirdim eskiden, ama şimdi kendi kişiliğimden dolayı hayal kurmanın çok da iyi bir şey olmadığını kavradım.

Ama bu yazıyı da bir hayal sonucu yazdığıma göre çok da kötü olmasa gerek.

Sana neden blogspot u tercih ettiğimi anlatayım. Sosyal ağ kavramı işte. Biliyorsun bunu tanımlamama gerek yok ki zaten tanımlasam bile dandik olur, olmaz. Her neyse. İşte bu kavramda ufuuuu bir sürü site var.
Twitter mesela. 140 karakterle içinden geçeni anlatamayacağın bir yer ve bir sürü bir sürü insan var orada.
Ya da facebook. Ama hiç anlatmayayım facebook'u. Valla oraya git blog yaz canımı ye. Facebook lan bu. İğrenç. Facebook'u kullanmanın tek amacı insanların fotoğraflarına bakmak bence. Gereksiz.
Sonra tumblr var. Kendini çook özel sanan entel kılıklı apaçilerin mekanı. Kahve, nutella, aşk acısı, 98lileri eleştirme, aslında kendinden küçük herkesi eleştirme, bazen sırf eleştirilmemek için kendini eleştirme, popilik cart curt. Buraya adam gibi blog yazmak çok güzel olurdu. Ama ben yapamıyorum arkadaş. Bir dashboard var ki sitede girdin mi sonunu bulmak yok yani. Orada saatler geçiyor. Blog yazmaya kalksan o dashboard dan ilham falan da kalmıyor ben de. Hem bir de şu sebep var ki orada çok insan var.

Çok insanın olması, çoğu insan için, eğer bunu biri okuyorsa -bebeğim sana sesleniyorum- muhtemelen senin için de korkunç bir şey olarak görünmeyebilir. Ama bence insanlar çok korkunç. Çünkü neden? Hepsi düşünebiliyor. Düşünsene bak tumblrda bilmem kaçtane takipçin var 100 olsun en basiti. Bu adamlar bunu dashboardda görüyor hadi hepsi göremez 25i gördü desek, 10u okumaya üşendi desek, abi en az 15 farklı kafadan farklı sesler. Çok ürkütücü. Senin hakkında 15 farklı kafadan doğru yanlış yorumlar. Bloguna bakacaklar belki. Kötü düşünecekler. Unutacaklar sonra kesin ama olsun. O an kötü düşünecekler.
Bence bu çok korkunç bir şey. Cidden.
Hem bir de şöyle bir sebep de var tumblrda tanıdıklar var olayı. Şimdi gidicek okuycak falan bu senin düşüncelerini sonra sorucak sana nolduu yaeee diye amaaaaaaan. Onun için blogspot çok iyi bence.

Çünkü bir kere eğer adam işsiz değilse senin blogunu bulamaz. Hadi diyelim buldu, birisi. Ne bileyim çok az yani okuyan insan sayısı.

E şimdi sen diyceksin ki madem insanların okumasını istemiyorsun neden yazıyorsun buraya? Git evde defterine yaz.
Haklısın. Ama bir yandan da istiyorum okumanızı. Bilmem içimde küçük bir yer.

Hem bak özgüven çalışması gibi düşün bunu. Benim özgüvenim düşük, insanlardan ve düşüncelerinden korkuyorum, burası da bunun için attığım minik bir adım.

Çok mu konuştum naptım ben yine? Olur öyle arada kusura bakma.

Ha bir de Esin ben. Ya da İpek de. Her ne demek istersen olmayan insan.
Görüşürüz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder